Güncel Duyurular

Fotogaleri

  • TMMOB Eskişehir
  • Güncel Duyurular
  • 03.10.2017

Mimarlar Odası Eskişehir Şubesi -Dünya Mimarlık Haftası 2017 Basın Açıklaması

MİMARLAR ODASI ESKİŞEHİR ŞUBESİ DÜNYA MİMARLIK GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

 

SAĞLIKLI VE GÜVENLİ BİR ÇEVREDE YAŞAMA HAKKININ KORUNMASI MİMARLARIN SORUMLULUĞUDUR.

 

Her yıl Ekim ayının ilk pazartesi günü kutlanan Dünya Mimarlık Günü`nün bu yıl ki teması Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) tarafından, “İklim Değişikliği için Harekete Geç!” olarak belirlendi.İklim değişikliği, tüm dünyada ve bölgemizde en çok hızlı kentleşme, nüfus artışı ve göçün dönüştürücü etkilerinin görüldüğü büyük yerleşimlerde etkisini göstermektedir. Doğal kaynaklarını kaybeden kentlerimizin iklim değişikliğine ve bu değişikliğin getireceği afetlere karşı koyabilme kapasitesi giderek azalmaktadır. Barınaktan kentsel boyuta kadar, bütün yerleşimlerin fiziksel ortamını oluşturan yapı ve mekân tasarımı olan mimarlık; küresel iklim değişikliğine karşı güvenli, sağlıklı ve yaşanabilir yapılı çevrenin üretimi ile yükümlüdür. Biyolojik çeşitliliğin hızla kaybolması ve ekolojik sistemlerinin yok olması, kirlenmesi olarak görülen iklimsel değişiklik nedeni ile küresel ısınmaya bağlı olarak uygarlığımızın geleceği tehdit altındadır.

"Kentsel Dönüşüm" adı altında yürütülen operasyonların yansıra “Doğal Varlıklarımız” üzerinde yapılan sözde enerji politikaları ile bütün yaşam değerleri yok edilirken; sosyal, ekonomik ve kültürel kayıplar çığ gibi büyümektedir. Tarihsel süreç içerisinde uygarlık değerlerinin üretildiği kentlerimize kimliksizlik, toplumsal ayrışma ve otoriter süreçler dayatılmaktadır. Toplumsal duyarlılıklara karşın sürdürülen bu yaşam karşıtı politika ve uygulamalar, doğal ve kültürel değerleri yok ederken; giderek sosyal barışı ortadan kaldıran yaşamsal bir sorun haline gelmektedir. Bu durum bütün toplum kesimlerine çok önemli tarihsel sorumluluklar yüklemektedir.

Yaşam çevrelerinin oluşturulması aşamasında; en temel insan haklarından olan sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama hakkının korunması, mimarların, merkezi-yerel yönetimlerin, ilgili tüm kurumların ve meslek örgütlerinin ortak sorumluluğudur.

Gelinen aşamada küresel ısınma ve afetlere neden olan iklim değişikliğine karşı mücadele hiçbir şekilde yavaşlatılamaz, ötelenemez ve görmezden gelinemez. Tüm bu bilimsel gerçekler ortada iken; ülkemizin en verimli ovalarından biri olan ve  Eskişehir İl Merkezi’ne yaklaşık 30 km uzaklıktaki bir doğal alanda yapılmak istenen Alpu Ovası’nda Termik Santral yapma kararı ülke tarımı ve geleceğimize ihanettir.

Tepebaşı İlçe sınırları dâhilinde bulunanTermik Santral Sahası, sulu tarımın yapıldığı, taban suyu yüksek olan bir ovadır. Ancak bu ne yaman çelişki böyle dedirtecek olaylar da yaşanmaktadır. Eskişehir Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Alpu Ovası ile ilgili  2017 yılı Ocak ayında 51 bin hektarlık alan “tarımsal sit”  ilan etmiş olmasına rağmen aynı iktidarın başka bir bakanlığı burada termik santral yapacağım kararını alması çelişki değil midir?

Alpu Ovası’nın koruma altına alınacak kadar yüksel tarımsal kabiliyeti olduğu açıktır. Koruma alanı ilan edilen bu ova `tarımsal sit` kapsamında değerlendirileceğini açıklayan Tarım Bakanlığı, “tarımsal nitelik taşıyan ovaların amaç dışı ve yanlış kullanımlar sonucu yok olması büyük ölçüde önlemiş olacaktır.” demesine rağmen,  bu gün termik santral gibi toprak-su ve havanın tüm niteliğini değiştirerek tüm ovayı asit yağmuruna maruz bırakacak olan bu yatırımı anlamak mümkün değildir. Hiçbir teknoloji insan ve canlı yaşamı hayatından daha değerli değildir. Termik Santral işletmeye geçtiğinde taban külü ve uçucu kül atığın bertarafı sırasında çevre ve insan sağlığını kaygı verici şekilde etkileyecek problemler yaşanacak olmasını kabul edilemez.

 

İklim değişikliği ile ilgili mücadele yöntemlerinin başında sulak alanların yok edilmemesi, tarım alanlarından vazgeçilmemesi ve yeşil alan miktarının arttırılması öncelikli hedef olarak gösterilirken, Eskişehir’de Alpu Termik santrali mücadelesinden önce ise başka bir bilimsel gerçekçe daha ret edildi. Asırlık ve tarihe tanıklık değeri ile tescile şayan bitki varlığımızın heba edilircesine “kesmiyoruz taşıyoruz” iddiası ile mekânı varlığı ile onurlandıran ağaçlarımızın bir gece yarısı operasyonu ile bizden koparılarak alındı ve yok edildi. Mimarlar Odası Eskişehir Şubesi olarak; Hamam yolu projesi özelinden bakarak, kentlerin planlanması ve tasarımında bazı önemli ölçütlerin çoğunlukla gözden kaçırıldığına bir kez daha dikkat çekmek isteriz.   Hamam yolu projesini ”sağlıklı kentler yaratmak” olarak açıklanması anlaşılamaz  bulduğumuzu ve  “insan ve doğa odaklı kentleşme ve planlama “ nın gerekli olduğunun altını bir kez daha çizmek isteriz.  

Ülkemiz mimarlık camiası,  Dünya Mimarlık Gününde, defalarca değiştirilerek elek haline getirilmiş Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği ile nitelikli yapılı yerine hızlı ve çok sayıda yapı üretimini kolaylaştırma odaklı, planlama ve mimarlık kültürünü yok sayan, imar plan tadilatlarını meşrulaştıran, sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını sağlayacak kamusal alanları daraltan, insan odaklı ulaşım politikaları yerine araç odaklı ulaşım altyapısı öngören, özgün mesleki hizmetlerin kullanıcıya erişimini kısıtlayan ve mesleki hak ve yetkileri sınırlandıran bir yapılaşma sürecinin tariflendiğini gördük.

Mimarlar Odası Eskişehir Şubesi olarak; mimarlık mesleğinin imar süreçlerinden koparılmaya çalışıldığı Dünya Mimarlık Gününde, mimarların mesleklerine, kentlere ve ülkeye sahip çıkma ve daha iyi bir dünyayı tasarlama kararlılığında olduğunu bir kez daha belirtiyor, kamu yararını öncelik bir anlayışla hazırlanmayan Yönetmeliğin yürürlükten kaldırılmasını, doğal-kültürel ve kamusal varlıklarımız üzerindeki yapılaşma baskısının kaldırılmasını talep ediyoruz.

Kamuoyuna Saygılarımızla